Acta Orthopaedica et Traumatologica Turcica

Risk factors for osteoporosis in women having hip fractures after 60 years of age

AOTT 2005; 39: 295-299
Read: 392 Downloads: 454 Published: 08 March 2020
Abstract

Objectives: Management of hip fractures in elderly women should not be confined to surgical treatment and rehabilitation, but also encompass interventions and measures to protect them from hip fractures. We administered a questionnaire to female patients with hip fractures to determine their social profiles and risk factors.\r\nMethods: A total of 107 female patients (mean age 74 years; range 63 to 100 years) who experienced hip fractures after the age of 60 years were administered a questionnaire to determine their physical and social characteristics, medical conditions , and nutritional status. In addition, the types of fractures and the Singh index were determined on hip radiographs. Femoral neck (n=51, 47.7%) and intertrochanteric (n=56, 52.3%) fractures were classified according to the Garden and modified Evans classifications, respectively. \r\nResults: The mean body mass index was 23 kg/m2. The Singh index was grade 3 in 70.1%, grade 2 in 26.2%, grade 4 in 2.8%, and grade 1 in 0.9%. Forty-four patients (41.1%) were illeterate, and 31 patients (29%) were only literate or could finish primary school. A history of smoking was found in 29.9% for a mean duration of 30.7 years. The majority of patients (67.3%) had limited activity and 63.6% had no outdoor work at all. None of them had a regular sport activity. Only two patients (1.9%) received inadequate and short-term postmenopausal therapy. The mean daily milk consumption was less than a glass (125-150 ml). Calcium supplements were used in only 5.6%. A history of previous fractures (hip, vertebra, distal radius) was detected in 9.3%. The most common coexistent diseases were hypertension (50%) and diabetes (29%). None of the patients had bone mineral density measurements.\r\nConclusion: Our study showed that, despite the high incidence of risk factors for osteoporosis, few patients received medical care for the diagnosis and treatment of osteoporosis, and that preventive health care measures were not as available as it should have been for this patient group.

Özet

Amaç: Yaşlı kadınlarda kalça bölgesi kırıklarına yaklaşım sadece kırık sonrası yapılacak cerrahi girişim ve rehabilitasyon ile sınırlı kalmamalı, hastayı kırıktan koruyucu girişim ve önlemleri de içermelidir. Kliniğimizde kalça kırığı geçirmiş kadın hastalarda kırık risk faktörlerini ve sosyal profillerini ortaya koymak için bir anket çalışması yapıldı.\r\nÇalışma planı: Kalça kırığı nedeniyle yatırılan 60 yaş üstü 107 kadın hastaya (ort. yaş 74; dağılım 63-100), fiziksel ve sosyal özellikleri, tıbbi durumları ve geçmişleri, beslenme alışkanlıklarına yönelik bir anket uygulandı. Ayrıca, kalça grafilerinden kırık tiplemesi ve Singh indeksi belirlendi. Femur boynu kırıklarında Garden, intertrokanterik kırıklarda modifiye Evans sınıflaması kullanıldı. Elli bir hastada (%47.7) femur boynu kırığı, 56’sında (%52.3) intertrokanterik kırık vardı. \r\nSonuçlar: Vücut kütle indeksi ortalaması 23 kg/m2 bulundu. Singh indeksi hastaların %70.1’inde grade 3, %26.2’sinde grade 2, %2.8’inde grade 4, %0.9’unda grade 1 idi. Kırk dört hastanın (%41.1) okuma-yazması yoktu; 31 hasta (%29) okuryazar ya da ilkokul mezunu idi; %29.9’unda ortalama 30.7 yıl sigara içme öyküsü vardı. Hastaların %67.3’ü sınırlı hareket eden kişilerdi; %63.6’sı ise daha önce herhangi bir işte çalışmamıştı. Düzenli spor yapan hasta yoktu. Sadece iki hasta (%1.9) menopoza yönelik düzensiz ve kısa süreli ilaç kullanmıştı. Günlük ortalama süt tüketimi 0.7 bardak (125-150 ml/gün) idi. Sadece %5.6’sı ek kalsiyum preparatı kullanmıştı; %9.3’ünde daha önce kalça, vertebra veya distal radius kırığı öyküsü vardı. Hipertansiyon (%50) ve diyabet (%29) en yaygın görülen sistemik hastalıklardı. Hiçbir hastada daha önce kemik yoğunluğu ölçümü yapılmamıştı.\r\nÇıkarımlar: Anket sonucunda hastalarımızdaki osteoporoz risk faktörlerinin sıklığı göze çarparken osteoporoz tanı veya tedavisine yönelik girişim az bulundu. Bu hasta grubuna koruyucu hekimlik çalışmalarının yeterince ulaşamadığı görüldü.

Files
ISSN 1017-995X EISSN 2589-1294